Ferrari’sini Satan Bilge Güvendi Kötü Mü Yaptı?

Bizler duygularını yoğun yaşayan bir milletiz.
Sevgimizi de, aşkımızı da, nefretimizi de yüksek yaşarız.

Çok severiz, çok üzülürüz, çok özleriz.
Yetmez…
Bir duyguyla yetinmeyiz, çoğunu aynı anda yaşarız.

Ama genelde asillerini seçeriz.
Çok severiz ama çok korkmayız.
Hatta bazen hiç korkmayız.

Ben, insanın her duyguya ihtiyacı olduğuna inanırım.
Sevgiye olduğu kadar korkuya da.

Kaybetmekten korkarsınız…
Ölmekten korkarsınız…

Bu korkular değer yargılarınızı geliştirir.
Bizi biz yapan şey, işte bu
duygu kokteylidir.

Her insanda bu kokteylin tarifi farklıdır.
Bazı duygudan az, bazı duygudan çok koyarız.
Ama genelde fazla koyduğumuz duygulardan biri şudur:
güven.

Güven Nedir?

Güveni ben koşulsuzca inanmak olarak tanımlarım.

Bir nedene bağlamadan…
Korkmadan…
Çekinmeden…
İkilemde kalmadan inanmak.

Temelinde inanç olan bir duygudur güven.
Bu yüzden telaffuzu kolay,
hissetmesi ise bir o kadar zordur.

Hayatımızın her yerine sızmıştır.
Öyle ki neredeyse hayatımızın devamlılığını sağlayan bir duygu haline gelmiştir.

Hatta güveni nesneleştirmeye bile çalışırız.

Sevgiyi nesneleştirebilir misiniz?
Korkuyu?

Ama güven için sözleşmeler yapar,
mahkemeler kurar,
şartlar koyarız.

Aslında yaptığımız şey şudur:
“Ben sana güveniyorum” demenin,
daha resmî bir yolu.

Peki neden?
Neden güvene bu kadar ihtiyacımız var?

Güvenin Anatomisi

Güvenin garip ama net bir felsefesi vardır:
Karşılıklıdır.

Sevgi tek taraflı olabilir.
Ama güven olamaz.

Güven, dengede duran bir terazi gibidir.
İki kefeye de eşit konulmalıdır.

Ben sana ne kadar güvenirsem,
sen de bana o kadar güvenirsin.

Birinin size güvenmediğini hissettiğinizde,
ona güvenebilir misiniz?

İşte bu yüzden güveniyorsanız,
bunu göstermelisiniz.
Emin olun, karşılığı gecikmez.

Özgüven Nedir?

Güven yalnızca başkalarıyla yaşanan bir duygu değildir.

İnsan, kendi içinde de güven arar.

Özgüven,
kişinin kendine inanmasıdır.

Kendi kararlarına,
kendi gücüne,
kendi potansiyeline…

Güven Eksikliği: Depresyon ve Paranoya

Güven, sosyal bir hayatın temelidir.

Eksikliği hayatı çıkmaza sokar.

Herkesin size zarar verebileceğini düşündüğünüz bir dünyada yaşadığınızı hayal edin.

Bu düşünce insanı
paranoyaya
ve
depresyona sürükler.

Aynı durum iç dünyamız için de geçerlidir.
Özgüven eksikliği,
kişiyi başarısızlığa iter.

Çünkü
başarı
,
insanın kendisiyle barışık olmasıdır.

Güven Nasıl İnşa Edilir?

Uzmanlar güven eksikliğinin,
çoğunlukla çocukluk dönemindeki bağlanma sorunlarından kaynaklandığını söylüyor.

Bilinçaltımız çocuklukta şekillenir.
Ama bu, değişmeyeceği anlamına gelmez.

Bilinçaltımıza küçük ama düzenli mesajlar gönderebiliriz.

Ben buna
“günlük yaşam muhasebesi”
diyorum.

Akşamları 10 dakika kendinize ayırın.
Günü izleyin.

  • İyi – kötü
  • Güzel – çirkin
  • Mutlu eden – mutsuz eden

Yaşadıklarınızı bu başlıklar altında yazın.

Olumlu başlıklar,
sizin başarılarınız.

Olumsuz başlıklar ise,
değiştirebilecekleriniz.

Sorunları görmezden gelmek çözmez.
Ama fark etmek,
değişimin ilk adımıdır.

Her akşam yapılan bu küçük meditasyon,
bilinçaltınıza şunu fısıldar:

“Ben yapabilirim.”

Güvenmek, İnanmaktır

Hepimiz inanmak isteriz.

Aşka…
Sevgiye…
Hayata…

Çünkü inanırsak mutlu oluruz.

İşte bu yüzden güveniriz.
Ve güvendiğimizde,
mutlu oluruz.

Sahi…
Bir gün Ferrari’miz olursa
ve satarsak…

Parasını alabilir miyiz?

Bir an ürperdim… 🙂

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir